FACEBOOK SAYFAMIZ

    https://www.facebook.com/AdanaOzonVeOksijenTedaviMerkezi

Devamı...

"Ozon Tedavisi Ayak Kurtarıyor!

İyileşmeyen ayak yaraları Tecrübeli ekibimizin Ozon Terapi uygulamaları sonucu iyileşebilmektedir.Zaman kaybetmeden başvurunuz!"

Devamı...

Adana Ozon Terapi Merkezi

Yeni yerimizde hizmet vermekteyiz.

Devamı...

Adana Ozon Terapi Merkezi

Yeni Sitemiz Yayına Girmiştir.

Devamı...

DİYABETİK AYAKLARIN ve ORAK HÜCRE ANEMİLERİNİN

OZON-OKSİJEN İLE TEDAVİ İMKANLARI


OZON; kısaca oksijenin 3(üç) atomlu formudur (O3), OZON doğada ultraviole ışınının atmosferik oksijen (O2) üzerine etkisi ile oluşur ve zararlı ultraviole ışınlarını süzerek dünyamıza gelmesini önler.

Tıp dünyamızda OZON saf oksijenden elektrik deşarjı ile elde edilir. OZON molekülü çok güçlü OKSİDATİF ve DESTRÜKTİF özelliğe sahiptir. Dolayısıyla da aktif oksijen olarak tanımlanmaktadır.

Şahsen ozonla ilk tanışmam Almanya'da 1974'de başlamış olup, büyük bir heyecanla ilk ozon cihazımı aldım. O günden bu yana bu uzun hayat yolculuğumda aynı heyecan, aynı sevda ve aynı tutkuyu hissetmekteyim.

Kural olarak hastalıkların tedavisinde oksijen / Ozon tedavisi diğer tedavilere ek olarak uygulanıp, tamamlayıcı tedavi grubuna girmektedir.

Şehirlerde yaşamak, toksinlere maruz kalmak demektir, stres ise organizmamızı oksijensiz bırakmaktadır. Bu olumsuz dış etkenler, vücudumuzu negatif sağlık şartları etkisi altında bırakmaktadır ve değişik hastalıklara neden olmaktadır.

Konuya iki hastalık ile temas etmek istiyorum;

1) Orak hücre anemisi, başka deyimle Sickle-Cell

Anemi rahatsızlığının sebebi, dolaşan kanda ansızın ve nedensiz oksijenin eksilmesi veya azalmasıdır. Bu rahatsızlık ise Herediter yani irsiyet ile ilgilidir, bilhassa yakın akraba evliliklerinde bu gibi izdivaçlarda daha sıkça rastlanmaktadır. Benim bulunduğum Adana-Hatay bölgesinde bu izdivaçlar nispeten fazla olduğundan dolayı vatandaşlarımız bu hastalığa daha fazla maruz kalmaktadır. Oksijen / Ozon yöntemiyle tedavi edilenlerin kriz esnasında dahi hızlı ağrısız bir hale dönüşmeleri sağlanmaktadır. Bilahare, krizlerin arasının belirgin şekilde uzadığı, semptomların aşikar olarak hafiflediği görülmüştür.

2) Diyabetik Ayak (iyileşmeyen yaralar).

OZON vücuda girdiğinde çok reaktif partiküllere bölünerek PEROKSITLER denilen cisimciklere dönüşür. İşte OZON aktifliğini bu peroksitlere borçludur. OZON yukarıdaki belirttiğimiz iki kardinal özelliğinden dolayı (Oksidatif ve Yıkıcı) bakteri-virüs-mantar tahrip edici güce sahiptir. Dolayısı ile OZON modern su endüstrisinde kullanılmaktadır. Örnek olarak MONACO 1856'dan beri bu yöntem ile içme sularını temizlemektedir.

Amerika'da 200'ü aşkın sağlık sorunu OZON ile çözülmeye çalışmaktadır, ancak ülkemizde ozon tedavisi ne yazık ki yeterince bilinmemektedir. Bugün sıkça görülen Diyabet (Şeker) hastalığının neden olduğu kronik yaraları ve ülserasyonları olan hastaların ızdıraplarına çare olacak tıbbi ozonun sunduğu çözümleri kapsamlı bir şekilde anlatacağız. Diyabetik ayak denilen bu tablo ampütasyonlar (parmak-bacak-organ kaybı) ile sonuçlanmaktadır. İşte bu dramatik tabloya varılmadan, dönüş yolu kısa iken OZON-OKSİJEN tedavisi ile çare ve çözüm imkanlarını denemek faydalı olur. Çünkü ozon tedavisi organın mikro dokularında bozulmuş olan oksijen dengesini, damar çeperlerini ve periferik dolaşım vasküler sistemini düzenler tabiri caizse derde deva sunmuş olur.

Diyabetli kişiler enfeksiyona daha yatkındırlar, aynı zamanda yüzeyel sinir uçlarında hasarlar (nöropati) görülmektedir. İşte Diyabetik ayaklarda genelde ülserleşme ile kronik seyreden enfeksiyonlar ve damar tıkanıklığı ile nöropatiler nedeniyle hasta ayağını ya da bacağını kaybetme durumunda kalabilmektedir.

Diyabetik ayaklı bir hastanın yaralarının iyileşmesi için şekerin istenilen düzeyde olması her zaman gereklidir, ama yeterli değildir. Eğer hasarlı dokunun kan dolaşımı azalmışsa, yani oksijenizasyonu az veya yok ise biliniz ki bu dokunun veya organın iyileşmesi imkânsızdır. İşte bu hususta:

A)A) Major Oto Hemoterapi (Kan Yıkama)

B) Eksternal (Poşetleme) yöntemleri uygulanır. Bu demek oluyor ki hem damar yolu ile OZON-OKSİJEN yoğun şekilde infuzyon yaparak hem de isabetli hasta ayak aynı aktif maddeler ile bir çadır içine konularak (Lokal) yara ve oksijensiz kalmış dokular suni bir şekilde oksijen ile beslenir ve tedavi edilir.

Güçlü tahrip edici özelliğinden dolayı yaraların ve mikro organizmaların ozonun bombardımana tutularak, çoğu zaman antibiyotiksiz bir şekilde yaranın iyileşmesi gözlenmiştir.

Pseudomonas enfeksiyonlarında yaralar genellikle vahim bir tablo arz etmektedir (kokulu, yeşil, irinli). Bu enfeksiyonun iyileşebilmesi için pahalı antibiyotiklerin uzun bir süre kullanılması gerekmektedir, kimi zaman da antibiyotiklere dirençli hale gelebilirler. Çoğu zaman ozon tedavisinin 3. seansından sonra kokunun kaybolduğu ve parmak arasındaki mantar enfeksiyonunun düzeldiği gözlenir.

Diyabetik nöropati bilhassa ayaklarda sinir liflerinin hasarından kaynaklanan durumdur. Şiddetli ağrı ya da his azalması- kaybolması ile kendini gösterir. Çoğu zaman soğuk ya da sıcak hissi oluşur, işte bu tabloya da periferik nöropati denir. Ama hepsinin ortak fizyopatolojisi vardır bu da; kan şekerinin yüksek olması, sinir hücrelerinin metabolizmasının bozulması ve sinire giden kan miktarının azalmasıdır. Nöropatiler ne kadar şiddetli ise duyu hissi kaybı o kadar şiddetli olur, bununla beraber yüzeysel kılcal damarlarda (kapiller sistemi) hasar veya tıkanıklık fazla ise doku tamiri için gerekli olan oksijen miktarı azalır. Böylece dokular, hayati önemi olan oksijenden mahrum kalmış olur. Herhangi bir yara veya hasarlı dokunun iyileşmesi için vazgeçilmez kural: "OKSİJEN OLMASI" şartıdır. Dolayısı ile OZON-OKSİJEN tedavisi bu yolda iyi hizmet sunmaktadır.

Aslında gün geçtikçe yeni yeni enkikasyonlar ve yeni başarılar görmekteyiz. Ozon tedavisi düşük riskli ve genellikle standart medikal tedavilerin eşliğinde tamamlayıcı, destekleyici ve yeniden yapılandırıcı bir tedavi yöntemidir.